"Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu."

Şu an özlem dolan bizleriz. Latin Amerika’nın kokusunu ondan öğrendim ben.

Sonsuz oldu, Gabriel Garcia Marquez. 


Sigaranın iki yudumu arasındaki süre kaç ömre eş düşebilirdi? Bakışları ayın dolun halindeyken, bir kere çekmişti sigarasından. Tam o anda reklamlardaki çürümüş ciğerler gözünün önünde belirmişti. Duman, ağzının içinde dolanıyordu. Dişlerinin kökleri gözünün önündeydi. Boğazına yaklaşmıştı. Soluk borusunun tahriş olmuş yapısı tam karşısında duruyordu. İki ay önce, ona çıplak ayakla gezmemesini söylemişti. Hani şu birlikte yemek yaptıkları gece. Sigara dumanı soluk borusunun bitiminde hangi ciğere ne ölçüde yerleşmesi gerektiğine karar veriyordu. Yerdeki masa lambasının sakin ışığını çok sevmişti o gece, kadehin kırılması dışında her şey sakindi sahi. Sol ciğere bir tutam fazla olmak üzere her bir ayrıntıya yayılmıştı duman. Katrana batırılan süngere mi benzetmişlerdi o reklamda? Kendinden geçmiş milyonlarca hücrenin sağlıklı nefes alamamaya başlamasının hikayesi olmalıydı. O gece uyku aralarında korkmuştu, sebebini hala çözebilmiş değildi. Kalan dumanı aya doğru üfledi. Hayır, gözünün önüne gelen ciğerler midesini bulandırmamıştı. Elindeki sigara bittikten sonra diğerini yakmak için heyecan duyuyordu.


Poz verdi.


Uzun bir aradan sonra, bari Erasmus yazısı yazayım

Neredeyse iki aydır dönemimizin “moda”sına kendimi kaptırdığımdan buralara uğramıyorum. Evet ben de yüzlerce türkiş sutidınt gibi ecnebi memleketlerin biri olan Polonya’da erasmus yapıyorum. Erasmus şu ana kadar gayet güzel gidiyor ama itiraf etmeliyim ki “overrated" bir durumla karşı karşıyayız. Bunu okuduğu/izlediği/dinlediği/gezdiği/gördüğü şeyleri genel olarak beğenme eğiliminde biri olarak söylüyorum. Kesinlikle yaşanması gereken bir deneyim ama olağanüstü mü? Hayır.

  • Hayalimde hep Prag’a gitmek vardı ama Varşova oldu. Neden yazmıştım burayı? Çünkü Polonya Avrupa’nın en ucuz ülkelerinden biri. Dolayısıyla hem rahat yaşarım hem de rahat gezerim diye düşünmüştüm. Varşova kötü bir şehir değil ama güzel de değil. Alışmak gerekiyor. Hatta Old Town’u dışında Ankara’nın aynısı diyebilirim. Ben Ankara’ya bayılıyorum gerçi ama bunun sebebi 21 yıllık hayatımı orda geçirmiş olmam. Varşova’ya dönersek, başkent olduğu için diğer şehirlere göre biraz daha pahalı ama memnunum. Niçün? Çünkü diğer ülkelerdeki arkadaşlarım zar zor dışarı çıkabiliyorken (euro kullanan ülkeler karşısında çaresiz kalan liranın gözü çıksın), ben istediğim zaman istediğimi yapabiliyorum. Ehehe.
  • Varşova’da erasmus yapmaya kim bayılır? Party animal dediğimiz insan türevi. Her gün bir yerde parti var. Bendeniz partidir, efenime söyleyeyim kılaptır sevmeyen bir insan olarak bile haftada 1 kere gidiyorum en az. (İki saatten fazla eğlenemiyorum pek tabii) İnsanlarla kolay kaynaşıyorsunuz. Bunlardaki ne enerjiymiş arkadaş? Her gün her saatte parti olsun giderler.
  • Alkol, hakikaten ucuz. Yani baya baya bedava gibi. Ben yine de bilinçli bir kadın olarak sınırlarımın ötesine geçmiyorum ki günüm/gecem rezil olmasın.
  • Yurtta kalıyorum. Ek iş olarak penguenlik yaptığını düşündüğüm viyak viyak sesli bir adet Türk oda arkadaşım var ki kendisi ayrı bir yazının konusu olacak kadar tuhaflıklara gebe. Gelelim en büyük soruna, tabi ki kadın-erkek karışık olan ve katlarda bulunan, yaklaşık kırk kişinin kullandığı tuvalet banyo. Türkiye ile ilgili özlediğim tek şey bu. Yaralarımı deşmeden bu konuyu geçiyorum.
  • Övropalı insanını daha sade giyimli, mütevazi düşlerdim hep. Yok anacım. Polonya sokakları H&M modelleriyle dolu. Diğer ülkelerden gelenler de aynı. Yine ortamın en paçozu benim dostlar. Sağlık olsun. Varşova’da adım başı alışveriş merkezi bulabiliyorsunuz. Kendimce yaptığım sosyolojik çıkarıma göre bu tüketim merakının, süse püse düşkünlüğün tek bir sebebi var; post-komünist kompleks.
  • Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama Türkiye ulaşım hariç şehircilik anlamında çok daha ileri. Gelişememiş bunlar, yok, cıks.
  • Vatandaşlar ise saygı bakımından Türkiye’ye bin basar elbette. Türkiye’de gün içinde herhangi bir zamanda yolda yürürken tacize uğrayabilirsiniz mesela. Burda ise gecenin köründe tek başıma sokaklarda fink atabiliyorum.
  • Erasmus, tembelleştirir. Bir kere dersi filan unutun. O kadar boşum o kadar ki ama o kadar yani.
  • O kadar.
  • Burda hayatımı güzel kılan şey tam anlamıyla bağımsız olmam. İnsanın kendine bambaşka bir yerde, bambaşka bir dilde yeni bir yaşam inşa etme çabasının başarıya ulaşması bu deneyimi güzel kılıyor olsa gerek.

Burayı unuttum gibi. Neden bilmiyorum, yazasım yok. O yüzden reklam yapıp gidiyorum.

http://instagram.com/nilululuf

Bu aralar ne yaptığıma dair biraz


Günleri beraber batırsaydık ya.


Bulutların bir ucu senin gökyüzüne ulaşıyor belki de.

Bana rüzgarla yağmur mu yolladın oralardan?



Şehrin göbeğindeki parkta ceylan olur mu? Sincapları, tavuskuşlarını ve ördekleri anladım da ceylan?

Nasıl güzel bir canlısın sen.

Gönlünce dolaşabiliyordu parkta, insanlardan da korkmuyordu çünkü kimse ona zarar verecek bir şey yapmıyordu.

Ben her yerde böyle park istiyorum.


Dinmiyor öfkeler, hüzünler, boğazda biriken yumrular, göğsümüze sıkışan çığlıklar dinmiyor.


Çocuklar uyurken susulur, ölürken değil.

Varşova’ya Berkin’i anlattık…


Farklı bir dilde düşünmeye başladığımı fark ettiğimde ürperdim. Sevdiğimle aramda ciddi anlamda yollar olduğunu, hadi deyince ona ulaşamayacağımı tam da o an sahiden idrak ettim.

Gerçekten mutluyum, zamanımın hemen hemen hiçbir dakikasını ziyan etmemeye uğraşıyorum, en büyük hayalime bir noktadan başlamış olmanın hevesiyle doluyum ama bütün bu an’ları yaşarken “o da olsaydı bunu severdi” diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Sevgili’lik  bu mu oluyor acaba?

Bir tür muhtaçlıktan veya aidiyet duygusundan bahsetmiyorum hayır. Kendine ait bir yaşam alanına sahip olmanın yanı sıra, anıların içinde O’na da yer verme isteği aslında bu.

Önemsemek, diye düşünüyorum.


Auschwitz I & Auschwitz Birkenau

09.03.2014


Dokunulması yasak olan piyanosuna ne yaptım? Tabi ki dokundum.


#warsaw #poland #oldtown